![]() |
hep destek tam destek
|
bende söz veriyorum
|
Sağolasınız hocalar....Fikirlerinizden, sunumlarınızdan baya istifade ettik...
Ama şu konuda bence hiçbir zaman göz ardı edilmemeli,malumunuz.. Her hoca,her Usta sadece KENDİ BIRANŞINDA UZMANDIR.... Diğer konularda sadece İndi ,şahsi, görüşünü sunar veya fikir beyan edebilir.... Sadece fikir beyanı....Sadece.. O kadar.. Selamlar. |
[QUOTE=sinekci-fly;185566]akadaşlar başlatmış olduğunuz bu kampanya biliçli amatör balkıkcılık ruhunun yeni başlamış olan ülkemizde kurallı ve düzenli avlama yapmak isteyenlerede olumsuz yansımaları alacağı kanaatindeyim.yeni amatör balıkcılığa başlayan bir genç arkadaşımız sirküler dahilinda bir balık tutsun ve siz ona bu balığı geri sal sudaki balık daha iyidir deyin o delikanlının tavrının ne olacağını tahmin edebiliyormusunuz.bu kadar keskin ve sert kampanyalar düzenleyeceğimize kanunun da amatör balıkcıya tanıdığı sınırlar dışında fazlada balık tutmayacağıma , boy ve sayı limitlerine aykırı avlanmayacağıma ,yasanın uygun görmediği hiç bir av aleti ve yemle avlanmayacağıma söz veriyorum gibi bir yemi olabilirdi.size gercek bir örnek vereyim bir kaç yıl öncesinde ramazan ayında bir kaç gün oruç tutan bir arkadaş, ramazan biter, bayram sabahı ya birkaç gün oruç tuttum hiç olmazsa bugünde bi bayram namazı kılayım der ve camiye gider hoca vaaz ederken derki kim ramazanda 30 gün oruç tutmazsa onun orucu ve kılacağı namazı kabul değildir onların camiye bile gelmesi gerekmez.peşinden erkeklerin altın yüzük takmaları haramdır onların kıldığı namazda olmaz der arkadaş bakar parmağındada altın yüzük sonra der ki benim ne işim vardı burda.ben birdaha camiye gelirsem sende beni azarlarsın anlayacağınız bizim arkadaş camiye yaklaşırken hoca efendi tarafından uzaklaştırılmış oldu.hoca haksızdır demiyorum sadece camiye yeni katılan vatandaşlarda olabileceğini onları yanlış davranışlarında dolayı dışlayacağına kucaklayacak laflarda edebilirdi . şimdi biz aramıza katılanlara doğru ve biliçli amatör ruhunu aşılayalım derken birden sen tutuğun balığı geri sal demek bana pek mantıklı gelmedi (en azından bu aşamada)elbette kampanyayı başlatan ve katılan arkadaşlarada saygım var ama mümkünse biraz daha esnek olsunlar.[/QUOTE]
Tümüyle katılıyorum.zür dileyerek sylemedegeçemiyeceğim.Kampanyaya kesin olarak evet diyenlerin hemen şimdi bu sezon balıkların hepsini geri atacaklarına inanmıyorum.NEDEN,misali kendimden vereyim.Ben beşyüz-altıyüz kilometre uzaktaki altınkaya barajına gedeceğim.Oradaki kooperatif balıkçıların üç bin-dört bin metre ağ attığı yerde kusura bakmayın ama domates ekmek yiyemem.Bana hiç kimse bir-birbuçuk kilodan küçük balığı aldıramaz.Düzce pilatformundan tanıyanlar bilir.Türkiyedeki her türlü suların bir numaralı düşmanı TIRIVIRI için üçbuçuk yıl uğraştım bir arpa boyu yol alamazken bu söyledikleriniz bana hiç gerçekçi gelmiyor.tekrar görüşmek üzere hepinize saygılar sunuyorum. |
Hepinize günaydın dostlar.Önce akşam acil çıkmam lazımdı.Sinekçi fly den alıntı yaparken kargaşadan üst kısmını ben yazmışım gibi okunuyor,bundan dolayı hepinizden özür diliyorum.Carpkolik kardeşim ağzına sağlık çok güzel söyledin sana katılıyorum.Ben Düzceden Yozgat ve Samsun,dan bu yana ne kadar göl ve baraj varsa gitmişimdir.oltalarımı suya atar,çadırımı kurar keyfime bakarım.cıvarımda hiç çöp bulamazsınız.5-6 gün piknik havasında kampımı yaparım.Bu arada tutulan balıkların mutlaka bir-bir buçuk kilodan küçükleri geri atmak şartıyla bolca balık yerim.Evet sudaki balık çok güzeldir.Ama bu işlemi ancak bu sitedekiler uygular geriye kalan onlarca balıkçı bildiği yolda devam edecektir.Özür dileyerek hemen kabul edenler bu sezon tuttuğunuz tüm balıkları geriye bırakacakmısınız.İnanmıyor bu söyleminizi samimi bulmuyorum.Hepinize saygılar,hayırlı işler diliyorum.
|
[QUOTE=yusufcmezarci;185757]Hepinize günaydın dostlar.Önce akşam acil çıkmam lazımdı.Sinekçi fly den alıntı yaparken kargaşadan üst kısmını ben yazmışım gibi okunuyor,bundan dolayı hepinizden özür diliyorum.Carpkolik kardeşim ağzına sağlık çok güzel söyledin sana katılıyorum.Ben Düzceden Yozgat ve Samsun,dan bu yana ne kadar göl ve baraj varsa gitmişimdir.oltalarımı suya atar,çadırımı kurar keyfime bakarım.cıvarımda hiç çöp bulamazsınız.5-6 gün piknik havasında kampımı yaparım.Bu arada tutulan balıkların mutlaka bir-bir buçuk kilodan küçükleri geri atmak şartıyla bolca balık yerim.Evet sudaki balık çok güzeldir.Ama bu işlemi ancak bu sitedekiler uygular geriye kalan onlarca balıkçı bildiği yolda devam edecektir.Özür dileyerek hemen kabul edenler bu sezon tuttuğunuz tüm balıkları geriye bırakacakmısınız.İnanmıyor bu söyleminizi samimi bulmuyorum.Hepinize saygılar,hayırlı işler diliyorum.[/QUOTE]evet abicim sanalda herkes ahkam kesiyor ama icraata gelince fos, ben bu nedenle diyorumki gerçekci olalım ilk önce tüm oltacıları kurallara uygun av yapmasını sağlayalım sonra ileriye dönük çalışmalara başlayalım (çocuk yürümesini öğrenmeden bazı arkadaşlar koş diyor)eeee yürümesini bilmeyen çocuk nasıl koşsun evet ilk önce yürümeyi sonra koşmasını öğreteceğiz.adamın elinde tırıvırı,dinamit lokumu,balık otu,kireç, serpme, ağ fıldır fıldır sote yer arıyor katlim yapmak için sen oltacıya kardeş balık tut ama geri bırak diyorsun aslında bu konuyu burda yazmak istemem fakat şimdilik bir kaç bilgi amaçlı yazdım bu konuyu destekleyen arkadaşlarla karşılıklı oturup kanuşmak isterdim arkadaşlar burda yazınca yanılş anlayabilirler amacım kimsenin kalbini kırmak değildir bilakis arkadaşlarla tartışıp en iyi legal olta avcılığının kurallarını paylaşmaktır
|
amacımız balığa acı çektirmekmi
arkadaşlar tüm yakaladığımız balıkları suya geri salacaksak ister istemez benim aklıma şu soru geliyor. ya bizim amacımız kendi zevkimiz için balıklara acı çektirmek mi yoksa strese sokmakmı niye o zaman balık tutuyoruzki iş sadece sporsa başka dallardada spor yapamazmıyız. stres veya ruhsal sıkıntılarımız varsa eeeeee onunda dr. var tedavi ediliyor hadi ha biz bu balıklara neden acı çektiriyoruz tut sal, tut sal ne bu ne ya. o zaman bırakalım balıkları suda olta korkusu olmadan özgür yaşasınlar ne onlar acı çeksin ne bizler onca masrafa girmeyelim.(bir bütünün parçalarından birini yerinden çıkarırsanız o bütün işlevini tam ve anlamlı olarak devam ettiremez )
|
Hayırlı Sabahlar,
Ben de tüm görüşlere teşekkür ediyorum ve sevgili Hüseyin üstadımın söylediklerine de aynen katılıyorum. Sonuçta hepimiz konuyla ilgili kendi görüşlerimizi belirtiyoruz ve bu platformda da konu uzmanı olarak değil, sıradan bir amatör olarak bulunuyoruz. Bu nedenle, balığı salana da salmayana da saygı göstermek durumundayız. Yani üzerinde görüş bildirdiğimiz bu hususta "Balığı salan iyi, salmayan kötü!" ya da tersi gibi yanlış bir izlenim yaratılmasın. Bazı dostlarımız yakaladıkları balığı salacak ve bundan bir haz alacak, kimi dostumuz yakaladığını eve götürecek ve bundan da keyif alacaktır. Ben kişisel olarak balığı salmaktan yana olduğum halde balığı eve götürenlerle de ava gidiyorum ve onlardan da rahatsız olmuyorum, onların da benden rahatsız olduklarını da düşünmüyorum. Bu genel resim içerisinde bizler için asıl olan avladığımız balığa saygı ve sevgiyi ön plana almak ve yaşatılan her balığın gelecek nesiller için amatörlükten zevk alma şansını aktarabilmek değil midir? Benim gönlüm tüm amatörlerin yakaladıklarını salmalarından yanadır ama bu beklenti elbette bugün için ülke koşullarını ve amatör profilini gözönüne aldığımızda çok rasyonel görünmemektedir. Ancak, her geçen gün avlaklarda nitelikli avlananların sayısının arttığı da su götürmez bir gerçektir. Yukarıda yazılanları okuduğumda hemen her dostumun balık salma konusunda sirküler limitleri ile değil kendi ilkeleri ile avlandığını, belirli bir kilonun altındaki balıkları da saldıklarını görüyorum. Bence tüm bu yazılanların en önemli ve sevindirici yönü burasıdır. Demek ki bizler limitler dahilinde olsa bile istediğimizde balıkları salabiliyoruz. Bazı dostlarımız bunu bir adım daha ileri götürerek tüm yakaladıklarını salmayı düşünüyorlar, bunun kötü olduğunu da sanırım kimse iddia edemeyecektir. Zaten bu tartışmanın da bence ana ekseni "Yakalanan balıkları salmak kötü değildir!" kısmıdır. Bu yaklaşım yaygınlaşır ya da yaygınlaşmaz, samimi olur ya da olmaz, uygulanır ya da uygulanmaz bunların hepsi ülke amatörlüğünün gideceği yön paralelinde zaman içerisinde netleşecektir. Bu konuda zaman ne gösterirse göstersin balıkları salmaktan zevk alanların, eve balık götürmemekten keyif alanların kaybedecekleri birşey yoktur. Onlar, felsefelerini ve amatörlüklerini bu yönde belirlemiş ve ilkelerini buna göre şekillendirmişlerdir. Onları balık boyları ya da limitler çok fazla ilgilendirmemektedir, çünkü onlar zaten balıktan boş gelmekten hoşlananlardır. Onların Jandarmayla ya da Koruma Kontrolle de bu konuda bir işleri yoktur, çünkü onlar, balıkla mücadelenin doyulmaz tadını yaşayarak yakaladıkları balıkların iki kare fotorafını çeker ve evlerine boş giderler. Bunun doğru olduğuna inanırlar ve sonuna kadar da bu yaklaşımı desteklerler. Bu tartışmada benim anlamakta zorlandığım husus ise üzerinde konuştuğumuz konu yakaladığımız balığı salmak gibi amatörlük felsefesi ile ilgili olduğu halde konunun yasadışı avlanma ile sebep sonuç bağlamında ilişkilendirilmesidir. Yasadışı avlanma dünyanın hemen her yerinde varolan bir gerçektir, bizim ülkemizde de vardır ve bir kısım bohçacı da bunu yapmaktadır. Buna karşılık da Koruma ve Kontrol ekipleri ya da diğer kolluk kuvvetlerinin yasaların uygulanmasını sağlamak görevleri vardır, yasadışı avlanana bunun yaptırımı ve bedeli öyle ya da böyle, eksik ya da tamam uygulanmaya çalışılmaktadır. Bunun balığı salma ile bir ilişkisi yoktur. "Yasalar iyi uygulanmıyor!" ya da "Yasalardaki boşluklardan birileri yararlanıyor!" gibi gerekçelerle "Madem yasalar uygulanmıyor, madem bu konuda yetersizlik var, ben de yakaladığım balığı salmam!" veya "Yasaların uygulanması balığı salmaktan daha önemlidir!" gibi yaklaşımların amatör balıkçının felsefesi ile ilgili bir konuda tartışılmasına doğrusu anlam verememekteyim. Bunun karşılığı "Eğer yasalar tam anlamıyla uygulansa ben de yakaladığım balığı salarım!" mı olacaktır? Sevgili Bekir konuyu "Evdeki değil, sudaki balık daha güzeldir!" diye açmış. Bilmem kaç kilometre ağ atılan yerlerden ya da yüzlerce kilometre gidilerek masraf yapılan yerlerden tutulan balıkları salmamak gibi bir yaklaşımın amatör balıkçılık felsefesiyle ya da amatörün eylemine olan yaklaşımı ile ilişkilendirilebileceğini sanmıyorum. Bence bu iki yanlışın bir doğru ettiğini savunmaya benziyor. Amatörün eve balık götürmesi ya da götürmemesi kendi tercihidir, yasalarla sınırlandırılmış bir yaklaşım değildir. İsteyen götürür, isteyen salar bunun yasalarla bir ilişkisi yoktur. Buradan hareketle de "Yasalar yetersiz, denetim işlevsiz, herşey bozuk, ben de balığı eve götürürüm!" yaklaşımı doğru bir sebep-sonuç ilişkisi ortaya koymamaktadır. Çünkü olay yasalarla amatör arasında değil balıkla amatör arasındaki ilişkide düğümlenmektedir. Benim için o suda ne kadar ağ olsa da, oraya gitmek için ne kadar masraf yapsam da ya da düzen hepten bozuk olsa da sudaki balık daha güzeldir. Selam ve saygılarımla. |
[QUOTE=sinekci-fly;185766]evet abicim sanalda herkes ahkam kesiyor ama icraata gelince fos, ben bu nedenle diyorumki gerçekci olalım ilk önce tüm oltacıları kurallara uygun av yapmasını sağlayalım sonra ileriye dönük çalışmalara başlayalım (çocuk yürümesini öğrenmeden bazı arkadaşlar koş diyor)eeee yürümesini bilmeyen çocuk nasıl koşsun evet ilk önce yürümeyi sonra koşmasını öğreteceğiz.adamın elinde tırıvırı,dinamit lokumu,balık otu,kireç, serpme, ağ fıldır fıldır sote yer arıyor katlim yapmak için sen oltacıya kardeş balık tut ama geri bırak diyorsun aslında bu konuyu burda yazmak istemem fakat şimdilik bir kaç bilgi amaçlı yazdım bu konuyu destekleyen arkadaşlarla karşılıklı oturup kanuşmak isterdim arkadaşlar burda yazınca yanılş anlayabilirler amacım kimsenin kalbini kırmak değildir bilakis arkadaşlarla tartışıp en iyi legal olta avcılığının kurallarını paylaşmaktır[/QUOTE]
kasım abi katılıyorum. foruma katılan abi ve kardeşlerimin fikirlerine saygı duyuyorum.eğer sonraki nesiller bizim oltayla tutup saldığımız 3,5 balıkla amatör balıkçılık yapacaklarsa bizler yandık.yine başa geliyoruz güvenli kontrol yok,ağcılık,tırıvıcılık v.b.almış başını gidiyor.sanki bizler yangından mal kaçırıyormuş gibi mi oluyoruz.olması gereken neyse amatör balıkçı olarak her zaman elimizden geleni yapıyoruz. balık almakla balık neslini tüketme amacımız da yok.bence hem tutma hemde yeme zevkine varacaksın.en büyük sorunumuz bence üstüne basa basa söylüyorum ağcılar.Bu sorunlar aşılırsa işte sizin dediğiniz tutup salma zaten olacaktır. bu gömlek bize daha çok bol sevgiler, saygılar. |
[QUOTE=AteşDalyan;185788]Hayırlı Sabahlar,
Ben de tüm görüşlere teşekkür ediyorum ve sevgili Hüseyin üstadımın söylediklerine de aynen katılıyorum. Sonuçta hepimiz konuyla ilgili kendi görüşlerimizi belirtiyoruz ve bu platformda da konu uzmanı olarak değil, sıradan bir amatör olarak bulunuyoruz. Bu nedenle, balığı salana da salmayana da saygı göstermek durumundayız. Yani üzerinde görüş bildirdiğimiz bu hususta "Balığı salan iyi, salmayan kötü!" ya da tersi gibi yanlış bir izlenim yaratılmasın. Bazı dostlarımız yakaladıkları balığı salacak ve bundan bir haz alacak, kimi dostumuz yakaladığını eve götürecek ve bundan da keyif alacaktır. Ben kişisel olarak balığı salmaktan yana olduğum halde balığı eve götürenlerle de ava gidiyorum ve onlardan da rahatsız olmuyorum, onların da benden rahatsız olduklarını da düşünmüyorum. Bu genel resim içerisinde bizler için asıl olan avladığımız balığa saygı ve sevgiyi ön plana almak ve yaşatılan her balığın gelecek nesiller için amatörlükten zevk alma şansını aktarabilmek değil midir? Benim gönlüm tüm amatörlerin yakaladıklarını salmalarından yanadır ama bu beklenti elbette bugün için ülke koşullarını ve amatör profilini gözönüne aldığımızda çok rasyonel görünmemektedir. Ancak, her geçen gün avlaklarda nitelikli avlananların sayısının arttığı da su götürmez bir gerçektir. Yukarıda yazılanları okuduğumda hemen her dostumun balık salma konusunda sirküler limitleri ile değil kendi ilkeleri ile avlandığını, belirli bir kilonun altındaki balıkları da saldıklarını görüyorum. Bence tüm bu yazılanların en önemli ve sevindirici yönü burasıdır. Demek ki bizler limitler dahilinde olsa bile istediğimizde balıkları salabiliyoruz. Bazı dostlarımız bunu bir adım daha ileri götürerek tüm yakaladıklarını salmayı düşünüyorlar, bunun kötü olduğunu da sanırım kimse iddia edemeyecektir. Zaten bu tartışmanın da bence ana ekseni "Yakalanan balıkları salmak kötü değildir!" kısmıdır. Bu yaklaşım yaygınlaşır ya da yaygınlaşmaz, samimi olur ya da olmaz, uygulanır ya da uygulanmaz bunların hepsi ülke amatörlüğünün gideceği yön paralelinde zaman içerisinde netleşecektir. Bu konuda zaman ne gösterirse göstersin balıkları salmaktan zevk alanların, eve balık götürmemekten keyif alanların kaybedecekleri birşey yoktur. Onlar, felsefelerini ve amatörlüklerini bu yönde belirlemiş ve ilkelerini buna göre şekillendirmişlerdir. Onları balık boyları ya da limitler çok fazla ilgilendirmemektedir, çünkü onlar zaten balıktan boş gelmekten hoşlananlardır. Onların Jandarmayla ya da Koruma Kontrolle de bu konuda bir işleri yoktur, çünkü onlar, balıkla mücadelenin doyulmaz tadını yaşayarak yakaladıkları balıkların iki kare fotorafını çeker ve evlerine boş giderler. Bunun doğru olduğuna inanırlar ve sonuna kadar da bu yaklaşımı desteklerler. Bu tartışmada benim anlamakta zorlandığım husus ise üzerinde konuştuğumuz konu yakaladığımız balığı salmak gibi amatörlük felsefesi ile ilgili olduğu halde konunun yasadışı avlanma ile sebep sonuç bağlamında ilişkilendirilmesidir. Yasadışı avlanma dünyanın hemen her yerinde varolan bir gerçektir, bizim ülkemizde de vardır ve bir kısım bohçacı da bunu yapmaktadır. Buna karşılık da Koruma ve Kontrol ekipleri ya da diğer kolluk kuvvetlerinin yasaların uygulanmasını sağlamak görevleri vardır, yasadışı avlanana bunun yaptırımı ve bedeli öyle ya da böyle, eksik ya da tamam uygulanmaya çalışılmaktadır. Bunun balığı salma ile bir ilişkisi yoktur. "Yasalar iyi uygulanmıyor!" ya da "Yasalardaki boşluklardan birileri yararlanıyor!" gibi gerekçelerle "Madem yasalar uygulanmıyor, madem bu konuda yetersizlik var, ben de yakaladığım balığı salmam!" veya "Yasaların uygulanması balığı salmaktan daha önemlidir!" gibi yaklaşımların amatör balıkçının felsefesi ile ilgili bir konuda tartışılmasına doğrusu anlam verememekteyim. Bunun karşılığı "Eğer yasalar tam anlamıyla uygulansa ben de yakaladığım balığı salarım!" mı olacaktır? Sevgili Bekir konuyu "Evdeki değil, sudaki balık daha güzeldir!" diye açmış. Bilmem kaç kilometre ağ atılan yerlerden ya da yüzlerce kilometre gidilerek masraf yapılan yerlerden tutulan balıkları salmamak gibi bir yaklaşımın amatör balıkçılık felsefesiyle ya da amatörün eylemine olan yaklaşımı ile ilişkilendirilebileceğini sanmıyorum. Bence bu iki yanlışın bir doğru ettiğini savunmaya benziyor. Amatörün eve balık götürmesi ya da götürmemesi kendi tercihidir, yasalarla sınırlandırılmış bir yaklaşım değildir. İsteyen götürür, isteyen salar bunun yasalarla bir ilişkisi yoktur. Buradan hareketle de "Yasalar yetersiz, denetim işlevsiz, herşey bozuk, ben de balığı eve götürürüm!" yaklaşımı doğru bir sebep-sonuç ilişkisi ortaya koymamaktadır. Çünkü olay yasalarla amatör arasında değil balıkla amatör arasındaki ilişkide düğümlenmektedir. Benim için o suda ne kadar ağ olsa da, oraya gitmek için ne kadar masraf yapsam da ya da düzen hepten bozuk olsa da sudaki balık daha güzeldir. Selam ve saygılarımla.[/QUOTE]güzel kardeşim madem sudaki balık güzelde neden onu oltayla yakalayıp canını acıtıyoruz canını acıtmadan onu strese sokmadan suda yaşasa daha iyi değilmi hadi gelin bundan sonra balık tutmaya ve balık tutanlara karşı bi kampanya başlatalım (BU ÜLKEDE BALIK TUTMAK YASAKTIR) Diyelim |
| Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:24. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
www.oltacilar.com