|
|
|
#21 |
|
hep destek tam destek
|
|
|
|
|
#22 |
|
bende söz veriyorum
|
|
|
|
|
#23 |
|
Sağolasınız hocalar....Fikirlerinizden, sunumlarınızdan baya istifade ettik...
Ama şu konuda bence hiçbir zaman göz ardı edilmemeli,malumunuz.. Her hoca,her Usta sadece KENDİ BIRANŞINDA UZMANDIR.... Diğer konularda sadece İndi ,şahsi, görüşünü sunar veya fikir beyan edebilir.... Sadece fikir beyanı....Sadece.. O kadar.. Selamlar. |
|
|
|
|
|
|
#24 | |
|
Alıntı:
|
||
|
|
|
|
|
#25 |
|
Hepinize günaydın dostlar.Önce akşam acil çıkmam lazımdı.Sinekçi fly den alıntı yaparken kargaşadan üst kısmını ben yazmışım gibi okunuyor,bundan dolayı hepinizden özür diliyorum.Carpkolik kardeşim ağzına sağlık çok güzel söyledin sana katılıyorum.Ben Düzceden Yozgat ve Samsun,dan bu yana ne kadar göl ve baraj varsa gitmişimdir.oltalarımı suya atar,çadırımı kurar keyfime bakarım.cıvarımda hiç çöp bulamazsınız.5-6 gün piknik havasında kampımı yaparım.Bu arada tutulan balıkların mutlaka bir-bir buçuk kilodan küçükleri geri atmak şartıyla bolca balık yerim.Evet sudaki balık çok güzeldir.Ama bu işlemi ancak bu sitedekiler uygular geriye kalan onlarca balıkçı bildiği yolda devam edecektir.Özür dileyerek hemen kabul edenler bu sezon tuttuğunuz tüm balıkları geriye bırakacakmısınız.İnanmıyor bu söyleminizi samimi bulmuyorum.Hepinize saygılar,hayırlı işler diliyorum.
|
|
|
|
|
|
|
#26 | |
|
Alıntı:
|
||
|
|
|
#27 |
|
amacımız balığa acı çektirmekmi
arkadaşlar tüm yakaladığımız balıkları suya geri salacaksak ister istemez benim aklıma şu soru geliyor. ya bizim amacımız kendi zevkimiz için balıklara acı çektirmek mi yoksa strese sokmakmı niye o zaman balık tutuyoruzki iş sadece sporsa başka dallardada spor yapamazmıyız. stres veya ruhsal sıkıntılarımız varsa eeeeee onunda dr. var tedavi ediliyor hadi ha biz bu balıklara neden acı çektiriyoruz tut sal, tut sal ne bu ne ya. o zaman bırakalım balıkları suda olta korkusu olmadan özgür yaşasınlar ne onlar acı çeksin ne bizler onca masrafa girmeyelim.(bir bütünün parçalarından birini yerinden çıkarırsanız o bütün işlevini tam ve anlamlı olarak devam ettiremez )
|
|
|
|
|
#28 |
|
Hayırlı Sabahlar,
Ben de tüm görüşlere teşekkür ediyorum ve sevgili Hüseyin üstadımın söylediklerine de aynen katılıyorum. Sonuçta hepimiz konuyla ilgili kendi görüşlerimizi belirtiyoruz ve bu platformda da konu uzmanı olarak değil, sıradan bir amatör olarak bulunuyoruz. Bu nedenle, balığı salana da salmayana da saygı göstermek durumundayız. Yani üzerinde görüş bildirdiğimiz bu hususta "Balığı salan iyi, salmayan kötü!" ya da tersi gibi yanlış bir izlenim yaratılmasın. Bazı dostlarımız yakaladıkları balığı salacak ve bundan bir haz alacak, kimi dostumuz yakaladığını eve götürecek ve bundan da keyif alacaktır. Ben kişisel olarak balığı salmaktan yana olduğum halde balığı eve götürenlerle de ava gidiyorum ve onlardan da rahatsız olmuyorum, onların da benden rahatsız olduklarını da düşünmüyorum. Bu genel resim içerisinde bizler için asıl olan avladığımız balığa saygı ve sevgiyi ön plana almak ve yaşatılan her balığın gelecek nesiller için amatörlükten zevk alma şansını aktarabilmek değil midir? Benim gönlüm tüm amatörlerin yakaladıklarını salmalarından yanadır ama bu beklenti elbette bugün için ülke koşullarını ve amatör profilini gözönüne aldığımızda çok rasyonel görünmemektedir. Ancak, her geçen gün avlaklarda nitelikli avlananların sayısının arttığı da su götürmez bir gerçektir. Yukarıda yazılanları okuduğumda hemen her dostumun balık salma konusunda sirküler limitleri ile değil kendi ilkeleri ile avlandığını, belirli bir kilonun altındaki balıkları da saldıklarını görüyorum. Bence tüm bu yazılanların en önemli ve sevindirici yönü burasıdır. Demek ki bizler limitler dahilinde olsa bile istediğimizde balıkları salabiliyoruz. Bazı dostlarımız bunu bir adım daha ileri götürerek tüm yakaladıklarını salmayı düşünüyorlar, bunun kötü olduğunu da sanırım kimse iddia edemeyecektir. Zaten bu tartışmanın da bence ana ekseni "Yakalanan balıkları salmak kötü değildir!" kısmıdır. Bu yaklaşım yaygınlaşır ya da yaygınlaşmaz, samimi olur ya da olmaz, uygulanır ya da uygulanmaz bunların hepsi ülke amatörlüğünün gideceği yön paralelinde zaman içerisinde netleşecektir. Bu konuda zaman ne gösterirse göstersin balıkları salmaktan zevk alanların, eve balık götürmemekten keyif alanların kaybedecekleri birşey yoktur. Onlar, felsefelerini ve amatörlüklerini bu yönde belirlemiş ve ilkelerini buna göre şekillendirmişlerdir. Onları balık boyları ya da limitler çok fazla ilgilendirmemektedir, çünkü onlar zaten balıktan boş gelmekten hoşlananlardır. Onların Jandarmayla ya da Koruma Kontrolle de bu konuda bir işleri yoktur, çünkü onlar, balıkla mücadelenin doyulmaz tadını yaşayarak yakaladıkları balıkların iki kare fotorafını çeker ve evlerine boş giderler. Bunun doğru olduğuna inanırlar ve sonuna kadar da bu yaklaşımı desteklerler. Bu tartışmada benim anlamakta zorlandığım husus ise üzerinde konuştuğumuz konu yakaladığımız balığı salmak gibi amatörlük felsefesi ile ilgili olduğu halde konunun yasadışı avlanma ile sebep sonuç bağlamında ilişkilendirilmesidir. Yasadışı avlanma dünyanın hemen her yerinde varolan bir gerçektir, bizim ülkemizde de vardır ve bir kısım bohçacı da bunu yapmaktadır. Buna karşılık da Koruma ve Kontrol ekipleri ya da diğer kolluk kuvvetlerinin yasaların uygulanmasını sağlamak görevleri vardır, yasadışı avlanana bunun yaptırımı ve bedeli öyle ya da böyle, eksik ya da tamam uygulanmaya çalışılmaktadır. Bunun balığı salma ile bir ilişkisi yoktur. "Yasalar iyi uygulanmıyor!" ya da "Yasalardaki boşluklardan birileri yararlanıyor!" gibi gerekçelerle "Madem yasalar uygulanmıyor, madem bu konuda yetersizlik var, ben de yakaladığım balığı salmam!" veya "Yasaların uygulanması balığı salmaktan daha önemlidir!" gibi yaklaşımların amatör balıkçının felsefesi ile ilgili bir konuda tartışılmasına doğrusu anlam verememekteyim. Bunun karşılığı "Eğer yasalar tam anlamıyla uygulansa ben de yakaladığım balığı salarım!" mı olacaktır? Sevgili Bekir konuyu "Evdeki değil, sudaki balık daha güzeldir!" diye açmış. Bilmem kaç kilometre ağ atılan yerlerden ya da yüzlerce kilometre gidilerek masraf yapılan yerlerden tutulan balıkları salmamak gibi bir yaklaşımın amatör balıkçılık felsefesiyle ya da amatörün eylemine olan yaklaşımı ile ilişkilendirilebileceğini sanmıyorum. Bence bu iki yanlışın bir doğru ettiğini savunmaya benziyor. Amatörün eve balık götürmesi ya da götürmemesi kendi tercihidir, yasalarla sınırlandırılmış bir yaklaşım değildir. İsteyen götürür, isteyen salar bunun yasalarla bir ilişkisi yoktur. Buradan hareketle de "Yasalar yetersiz, denetim işlevsiz, herşey bozuk, ben de balığı eve götürürüm!" yaklaşımı doğru bir sebep-sonuç ilişkisi ortaya koymamaktadır. Çünkü olay yasalarla amatör arasında değil balıkla amatör arasındaki ilişkide düğümlenmektedir. Benim için o suda ne kadar ağ olsa da, oraya gitmek için ne kadar masraf yapsam da ya da düzen hepten bozuk olsa da sudaki balık daha güzeldir. Selam ve saygılarımla. |
|
|
|
|
#29 | |
|
Alıntı:
foruma katılan abi ve kardeşlerimin fikirlerine saygı duyuyorum.eğer sonraki nesiller bizim oltayla tutup saldığımız 3,5 balıkla amatör balıkçılık yapacaklarsa bizler yandık.yine başa geliyoruz güvenli kontrol yok,ağcılık,tırıvıcılık v.b.almış başını gidiyor.sanki bizler yangından mal kaçırıyormuş gibi mi oluyoruz.olması gereken neyse amatör balıkçı olarak her zaman elimizden geleni yapıyoruz. balık almakla balık neslini tüketme amacımız da yok.bence hem tutma hemde yeme zevkine varacaksın.en büyük sorunumuz bence üstüne basa basa söylüyorum ağcılar.Bu sorunlar aşılırsa işte sizin dediğiniz tutup salma zaten olacaktır. bu gömlek bize daha çok bol sevgiler, saygılar. |
||
|
|
|
|
|
#30 | |
|
Alıntı:
|
||
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Sponsorlar | ||
|
|
|